Final zamanı insan bir garip oluyor. Stresten mi bilmiyorum ama güçsüzleştiğimi hissediyorum, yıpranıyorum. Hal böyle olunca herşeyi daha çok düşünüyorum, daha çok hissediyorum.Yine "sıçtım mavisi"ne doğru ilerleyen ve devamında bir finalimin daha olduğu sabahlardan birinde başağrısını azaltmak ve biraz kan dolaşımımı arttırmak için balkona çıkmıştım. Yağmur yağdığını görmeyi beklemiyordum ama hoşuma gitmişti yağmurun sesi, kokusu, üzerime düşüşü ve görüntüsü. O anda yağmurun yalnızca bir tek duyuma hitap etmediğini farkettim.
Sonra yaşadığım apartmanın önündeki otoparka daldı gözlerim. Daihatsu'nun ufaklığı Terios'tan BMW'nin amiral gemisi 7-Serisi ve X5'ine kadar 10-12 araç vardı aşağıda. O sırada farkettim ki arabalar da yağmur kadar kuvvetli. Dünya üzerinde bu kadar çok insanı
etkileyebilme sebepleri buydu belki...Hafızalara kazınan tasarımlar, yıllar geçse de kulaklarda yankılanmaya devam eden motor sesleri, motorun tüm gücünü kullanarak yapılan bir kalkışta geride bırakılan lastik kokusu ve her an insan bedenine hücum eden eylemsizlik ve ivme kuvvetleriyle İlahi Güç tarafından yaratılmış olan yağmurun uyarabildiği tüm duyuları uyarabilmeleriydi delilik derecesinde bağlanmış olan insanların bulunma sebebi.
Aynı, zevk için yağmurda yürümek gibi, zevk için araba kullanmak da tarif edilemez ve 5 temel duyunun ötesine geçen bir uyarıya sahip bir olay. İkisi bir arada olduğunda ise herşey çok daha keyifli olabiliyor. Ön camınıza yağmur damlaları düşerken hiçkimsenin olmadığı dağ yollarında keyfi bir şekilde araba kullanmak hayatım boyunca yaptığım en güzel aktivitelerden biriydi.Ben de o sabah bunu tekrarladım ve birkaç saat sonra gireceğim finali ve masamda yığılı olan ders notlarını boşverip Ford Focus'un anahtarını kapıp yola çıktım. İyi ki yapmışım, sınava huzurlu ve mutlu bir ruh haliyle girmek, çok çalışıp girmekten daha iyi geldi...



